AVRUPA BİRLİĞİ - TÜRKİYE
İLİŞKİLERİ
Tam Üyelik
Dışişleri Bakanı
Sayın İsmail Cem'in Katılım Ortaklığı Belgesi İle İlgili Olarak
Basın Mensuplarına Yaptığı Açıklama (2)
(4 Aralık 2000)
Önce misafirimiz Kırgızistan Dışişleri Bakanı ile son derece olumlu
görüşmeler yaptık. Kendisine tekrar hoşgeldin diyorum ve teşekkür
ediyorum.
Malum, Brüksel'deki toplantıda bir politik mutabakat çıktı. Bizim
açımızdan değerlendirince şöyle: Bu Katılım Ortaklığı Belgesine,
bize göre doğru olmayan bir şekilde bazı yanlış tanımlar eklenmek
üzereydi. Bu konuda Bakanlığımız yoğun bir çalışma sürdürdü. Ben
en az 12-13 Bakanla kendim görüştüm. Sayın Müsteşarımız ve Avrupa
Birliğinden Sorumlu Yardımcısı Avrupa Birliği ülkelerinin hemen
hemen bütün başkentlerine gitti, hatta "hemen hemen" değil, tümüne
gitti. Orada muhataplarıyla görüştü.
Fransız Başkanlığı doğrusu gerçekten çok iyi bir yönetim gösterdi.
Ben Sayın Vedrine'e özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Kendisiyle
sürekli temasta kaldık. Tabii bütün bunlar ayın 8'inde resmileşecek.
Onun için ihtiyat kaydıyla konuşmaktayım. Ancak KOB adaylıktan üyelik
sürecine geçişte çok önemli bir dönemeç. Bu dönemeç alınmıştır.
KOB Avrupa Birliğinin özünde tek başına hazırladığı bir belgedir.
Yani bizimle ancak istişarede bulunur Avrupa Birliği bu konuda,
bizimle müzakere yapmaz. Ancak bu istişare gerçekten çok iyi gelişti.
Tam istediğimiz gibi olmadı, fakat bazı yanlışlardan sakınıldı.
Şimdi bundan sonrası Ulusal Program hazırlanmasıdır. O da Türkiye'nin
tek başına hazırlayacağı, evet istişare ve danışma içinde ama tek
başına hazırlayacağı bir belgedir. Bunu Avrupa Birliği Genel Sekreterimiz
ve ilgili Bakanlığımız öncelikle gerçekleştirecetir. Elbette bizimle
koordinasyon içinde, elbette bizim desteğimizle ve Devlet Planlama
Teşkilatının çok önemli olan işbirliğiyle Türkiyemiz bu programı
hazırlayacaktır.
Herzaman belirttiğim gibi Avrupa Birliği süreci inişli çıkışlı,
zaman zaman sorunlu bir süreçtir. Türkiyemizin bu süreçte başarıyla
kendi kimliğini, kendi inançlarını, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini,
devletimizin üniter yapısını, bütün vatandaşlarımızın eşitliğini,
yani Anayasamızda var olan temel ilkeleri özenle koruyarak Avrupa
Birliğine üyelik sürecinde Türkiyemiz gelişecektir.
SORU: Efendim bu KOB'de şimdi Geliştirilmiş Siyasi Diyalog ve Siyasi
Kriter adı altında bir yeni ara başlık konulmuş oldu. Yunanistan
da bunu, müzakere sürecine gelindiği zaman siyasi kriter olarak
algılayabilir. Yani biz bunu siyasi diyalog gibi algılarken, Yunanistan
da tatmin olmuş olabilir bundan.
CEVAP: Bunların hepsi teorik tartışmalar. Orada hukuken mesele çok
açıktır. Böyle bir teorik tartışmayı çok ileri götürüp de tahrik
edici sözler söylemenin anlamı yoktur bizim açımızdan. Herşey meydandadır
ve Helsinki'deki Geliştirilmiş Siyasal Diyalog tanımı ve bu tanımla
belirtilen iki konu aynı şekilde şimdi bu KOB'ne yerleştirilmiştir.
Yani burda bize göre herhangi bir sorun mevcut değildir. Herkes
istediği gibi düşünür. Kaldı ki onu ben hep söylüyorum, bu iki konu
Türkiyemiz açısından mesele olan konular değildir. Şöyle ki, orada
4. Madde Türkiye'nin zaten fazlasıyla gerçekleştirdiği, zaten her
zaman kendini hazır hissettiği, bunu açıkladığı, zaten benim katıldığım
Hükümetlerden önceki Hükümetlerin doğru bir şekilde ortaya koyduğu
ve bizim o günden bu yana izlediğimiz politikadır. Ama biz bunu
geçmişte çok iyi anlatamıyorduk. Şimdi daha iyi anlatabilmekteyiz.
Kıbrıs konusu, Kıbrıs dediğiniz vakit, o gayet açıktır. Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin aracıyla konuşma çalışmalarına, Kıbrıs'da
bir kapsayıcı çözüm bulma yolundaki çalışmalarına destek vermektir,
yani budur. Yoksa Kıbrıs meselesini çözeceğiz, çözmeyeceğiz gibi
bir mesele değildir. Biz Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin
çalışmalarına her zaman destek verdik, bu bağlamda, bu çerçeve içinde.
Burda tabii destek vermek her söylediğini doğru bulmak, yanlışları
kabullenmek, yanlış yapana "aferin iyi yaptın" demek değildir. Destek
vermek aynı zamanda yanlışı göstermektir, doğru yola işaret etmektir.
Nitekim benim Katar'ın başkenti Doha'da Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteriyle yaptığım uzun görüşmede Sayın Genel Sekreterin o sözlü
açıklaması üzerine, bu sözlü açıklamayı ne kadar yanlış bulduğumu
madde madde kendisine sundum. Bunu yaparken ben aslında destek verdim
onun çalışmalarına. Kalkıp da yanlışı görmezden gelseydim o zaman
destek değil köstek olmak anlamı taşırdı. Yani bizim açımızdan bunların
çok büyük bir mesele olacağını zannetmiyorum. Türkiye doğru bir
yoldadır. Türkiye doğru olanı yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.
|